Furkan Vakfı'na üye kişilerin kutlu
doğum haftası dolayısıyla Adana'da düzenlemek istediği basın açıklamasına
yapılan müdahaleyi kınıyoruz. Önceden haber vermeksizin toplantı düzenlemek
anayasal bir haktır, demokratik bir ülkede güvenlik güçleri bu isteği
bastırmak yerine toplumun kendisini ifade etmesinin önünü açar. Olması
gerekene rağmen yapılan müdahale orantısız güç kullanıldığını göstermektedir.
Kutlu doğum haftasıyla ilgili
etkinliklere yurt çapında müsaade edilmesine rağmen referandumda EVET dememiş
olan bir vakfın etkinliklerine gösterilen bu tavır düşündürücüdür. Yoksa bu
ülkede makbul ve makbul olmayan vakıf ve etkinlikler mi vardır?
OHAL'in referandumda evet çıktığı takdirde kalkacağı söylenmesine rağmen uzatılması ve yaşadığımız
hukuksuzluklara yeni keyfilikler eklenmesi bizi tedirgin etmektedir.
Hak ve özgürlüklerin bir lütuf değil devletin sağlamakla yükümlü olduğu
görevler olduğunu konjonktür, yer, pozisyon gözetmeden haykırmaya devam
edeceğiz.
Furkan Vakfı'na uzunca bir süredir reva
görülen bu haksız ve hukuksuz durum toplumu kamplaştırarak sürdürülebilir bir
kutuplaşma üretme ve bunu da siyasi bir malzeme olarak kullanma hastalığının
nüksetmesinin açık bir tezahürüdür.
İktidarın referandum sonucundan ders
çıkarıp yeni bir uzlaşı ve barış iklimini tesis etmesi gerekirken bu
kutuplaşmayı derinleştiriyor olması toplumun tamamını ilgilendiren bir krize
dönüşüyor.
Hak ve Adalet Platformu olarak kimden
gelirse gelsin zulmün karşısında olmak ve kime yapılırsa yapılsın mazlumun
yanında yer almak düsturundan ve adil şahitler olmak sorumluluğundan kaynaklı
bu saldırıyı kınadığımızı belirtir ve tekrarlanmaması konusunda
devletin yöneticilerinin gerekli hassasiyeti göstermesi çağrısında bulunuyoruz.
Furkan Vakfı yönetici ve üyelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, gözaltına alınan 50 üyenin serbest bırakılmasını talep ediyoruz!
|
23 Nisan 2017 Pazar
Furkan Vakfı'na Yapılan Ağır Polis Müdahalesini Kınıyoruz!
22 Nisan 2017 Cumartesi
Referandum Değerlendirmesi
Türkiye’nin yönetim sistemini esas alan 18 Maddelik anayasa değişikliği paketi önce mecliste hukuksuz ve usulsüzlüklerle geçirildi. Daha sonra halk oylamasına götürülen bu paket Türkiye tarihinin en eşitsiz, en adaletsiz seçim sürecinin ardından yine tarihin en şaibeli sonucu ile kabul ettirilmeye çalışılıyor.
Bu sürecin bir parçası olmuş olan Hak ve Adalet Platformu olarak esas aldığımız adil şahitler olma misyonumuz gereği bu sonucun meşruiyetinin tartışılır olduğuna inanıyoruz. Zira;
13 Nisan 2017 Perşembe
12 Nisan 2017 Çarşamba
10 Nisan 2017 Pazartesi
Referandumun son düzlüğünde ne yapmalı? (Ömer Faruk Gergerlioğlu - 10 Nisan 2017)
16 Nisan'a sadece 6 gün kaldı. Sokaklardaki kampanya hızlandı, herkes son düzlükte istediği oyu biraz daha artırabilmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bunu doğru bir şekilde yapmak için ne yapmalı?
Bu referandum kararsız oranının en yüksek seyretmesiyle dikkat çekiyor. Kararsızlar son saniyeye kadar gidip gelecek, sandık başında bile kararsız durumda olan çok kişi olacağını düşünüyorum. Peki bu kararsızları HAYIR yönünde karar verdirebilmek için ne yapmalı?
Gerginliği düşüren, sinirlerine hakim olanlar kesinlikle bir adım öne geçecektir. Evet çıkması çok zararlı olacak evet ama herşeyin sonu olmayacak, çıkabilecek bir HAYIR da zafer olmayacaktır. Zira memleket meselelerinin çözümü için çok daha büyük gayretler gereklidir. Çıkacak teklif ne büyük iyimserlik, ne de büyük karamsarlık oluşturmalıdır.
4 Nisan 2017 Salı
"Kandırıldık" diyorlar, ya kandırmışlarsa? (Ömer Faruk Gergerlioğlu - 3 Nisan 2017)
Ha bire "kandırıldık" diyorlar, ya kandırmışlarsa?
Yıllarca Fethullah Gülen'le beraber yürüdüler, ortaklık bozulunca "Kandırıldık" dediler, çözüm süreci yaptılar, süreç bozulunca "Kandırıldık" dediler, Rusya krizinde aynısını söylediler, velhasılı saymakla bitmez, her duruma bir kılıf bulundu ve bağlılar da inandı. Ya kandırdıkları? Kandırılma mevzusunu tartışmayacağım, asıl mesele kandırma sorunu.
Ak Parti iktidarının ilk yıllarında AB'ye girmek için büyük gayret sarf etti, bunu vesayetçi askerlerden kurtulmak için yaptığı demokratikleşme konusunda çok samimi olmadığı yıllar sonra ortaya çıktı. Gücü eline geçirdiğinde çok kişiyi hayal kırıklığına uğratacaktı. Dindar entelektüeller, sosyal demokrat olmasına rağmen ve camiasının büyük baskısına rağmen "Yetmez ama evet" diyenler, muhafazakar demokrat olup demokrasi bekleyenler, devlete son bir şans tanıdığı için Ak Partiye güvenen Kürtler, azınlıklar için demokrasi vaatlerine inananlar günün sonunda büyük hayal kırıklığına uğrayacaktı. Ak Parti yıllarca kendilerine vaatler etmiş, sonunda hoyrat bir tavırla onları ezip geçmişti. "Kandırıldık" söylemlerinin yoğunluğundan bu sorgunun yapılamadığını görüyoruz.
Siyaset Bilimci Fatma Bostan Ünsal, Serpil İlgün'ün Pazartesi konuğu oldu. (3 Nisan 2017)
Serpil İLGÜN
'Bir kişinin aşırı güçlenmesi tarihin akışına ters'
Serpil İlgün'ün Pazartesi konuğu Siyaset Bilimci Fatma Bostan Ünsal: Güçsüzü güçlendirecek, güçlünün gücünü azaltacak mekanizmalar kurmalıyız.

Aralarında Ömer Faruk Gergerlioğlu, İhsan Eliaçık, Cihangir İslam, Hüda Kaya gibi İslami camianın önde gelen aydın, siyasetçi ve yazarlarının yer aldığı Platform, “Hak ve adalet için hayır” sloganıyla bildiriler dağıtıyor, paneller düzenliyor.
Yeni anayasaya neden hayır? Erdoğan gücü neden tek elde toplamak istiyor? Yaşanan hukuksuzluklara dindar, muhafazakarlardan neden güçlü bir itiraz çıkmıyor? Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman’ın Kur’an ayetlerini referans göstererek, Erdoğan’a itaat etme çağrısı ne anlama geliyor?
Siyaset bilimci Fatma Bostan Ünsal yanıtladı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
